|
DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 7
Nisan 1948 yılında kurularak çalışmalarına
başlamıştır. DSÖ’nün ilk Genel Kurul Toplantısı 24
Haziran 1948’de 53 ülke temsilcisinin katılımıyla
Cenevre’ de yapılmıştır. Türkiye kurucu ülkeler
arasındadır.
Türkiye, DSÖ
kurulur kurulmaz Dönemin Sağlık Bakanı Dr.Behçet
UZ’un da bizzat çalışmalara destek vermesiyle, 2
Ocak 1948 tarihinde DSÖ’ne üye olmuştur. Türk
Hükümeti 9 Haziran 1949 tarih ve 5062 sayılı kanunla
DSÖ Anayasası’nı onaylayarak DSÖ’ ne üyeliğini
ulusal mevzuat yönünden yerine getirmiştir.
Dünya Sağlık
Örgütü’ nün kuruluş gün ve tarihini kutlamak ve
dünya ölçeğinde bir sağlık konusunu gündeme getirip
o yıl içerisinde aynı konu üzerinde çalışmalar
yapmak için 7 Nisan günü Dünya Sağlık Günü
olarak kutlanmaktadır.
Böylelikle
önemli sağlık sorunlarına ortak çözüm aramak,
çareler bulmak ve bu konuda gereken önlemleri
alarak, sağlığın en üst düzeyde gündemde
tutulabilmesini teminen insanlığa hizmet etmeyi
amaçlamaktadır. Böylece ülkeler genelinde toplumun
bilgilendirilmesi ve daha sağlıklı, çağdaş bir yaşam
için gereken önlemlerini alınması hedeflenmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü, 1990’lardan sonra en önemli
sağlık konularını Dünya kamuoyunun ve halen üyesi
olan 192 Devlet’in sağlık sektörü ve ülke
yöneticilerinin gündemine getirerek tartışmakta ve
buralardan sağlanan çıktıları yine insanlığın
yararına sunmaktadır.
Her yıl 7
Nisan’da kutlanan Dünya Sağlık Günü, küresel sağlık
için büyük bir önem teşkil eden sorunlara dünya
çapında dikkat çekmek için iyi bir fırsattır.
7 NİSAN 2008
DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ
7 Nisan 2008
Dünya Sağlık Günü’nün konusu
“İklim değişikliğinden
sağlığı korumak”dır.
İklim
değişikliği günümüzün en büyük mücadele konusudur.
Zira iklim değişikliği, tamamen farklı şekillerde,
gıda, hava, su gibi sağlığın temel belirteçlerini
etkileyecek bir unsur olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle
Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler iklim
değişikliği gündeminin merkezine insan sağlığını
korumaya yerleştirmeyi hedeflemektedir. Halk
sağlığının karşı karşıya olduğu tehdite dikkat
çekilmekte ve aynı zamanda uygulanabilecek bir çözüm
oluşturmak için bütün paydaşları bir araya getirecek
bir fırsat sunmayı amaçlamaktadır.
İklim
değişikliğiyle dünyamızda, dengesiz ve değişen iklim
sonucunda görülen etkiler hali hazırda farklı
şekillerde ortaya çıkmaktadır. Sıcak hava dalgaları,
fırtınalar, seller ve kuraklık; temiz su ve gıda
üretimini etkilemekte, her yıl on binlerce ölüme
neden olmaktadır. Küresel ısınmaya bağlı iklim
değişiklikleri , dünya nüfusunun artışı, su
kaynakları yönetimindeki yanlışlıklar, atık sular ,
temiz su yetersizlikleri insan sağlığını etkileyecek
problemlerdir.
İshal, sıtma
ve protein-enerji azlığı gibi iklime has
hastalıklar, dünyada 3 milyondan fazla ölüme neden
olmaktadır. Bu sayılar bile, dünyanın büyük bir
bölümümdeki temiz suyun bulunabilirliği ve gıda
mahsulü üzerinde iklim değişikliğinin neden olacağı
korkunç dolaylı beklenen etkilerini
yansıtmamaktadır. Güvenilir içme suyu
yetersizliklerinden tüm toplumların etkilenmesi
kaçınılmazdır.
Bu etkiler,
izole edilmiş, fakir, medikal olarak zayıf, yaşlı ve
gençleri de kapsayan savunmasız nüfusta daha büyük
etki edecektir. Savunmasızlık dendiğinde dünyada;
Gıda üretimi düşük olan, ciddi su kıtlığı ve iklime
hassas hastalık salgınlarının yüksek olan yerlerde,
gelişmekte olan küçük ada ülkeleri ve dağlık
bölgelerde, gelişmekte olan ülkelerdeki büyük
şehirler ve kıyı bölgelerinde yaşayan toplumlar
öncelikle akla gelmelidir.
Temiz su ve
sağlığa uygunluk, güvenli ve yeterli gıda,
bağışıklığın güçlendirilmesi, hastalık izleme ve
buna cevap, etkili hastalık vektör kontrol ve
hastalıklara hazırlıklı olma, iklim değişikliği için
de kullanabilecek halk sağlığı uygulamalarının
kritik unsurlarıdır. Küresel iklim değişikliği
nedeniyle su kaynaklarının azalması ve temiz su
yetersizliğinin insan sağlığı üzerine olan negatif
etkilerinin çoğu gerekli önlemlerin alınması ile
kontrol edilebilir. İklimle ilgili sakatlanma,
hastalık ve ölümleri engellemek için, bu
programların, yüksek risk altındaki nüfus ve
yerlerde daha yoğun bir çabayla küresel olarak
güçlendirilmesi gerekmektedir. Hastalık
vektörlerinin kontrol edilmesi, su kaynaklarının
doğru yönetimi ve kullanımı, suyun güvenilir
taşınması, atık suların arındırılması, etkili toprak
ve su kullanımı ile ilişkili önlemlere şimdiden
başlanmalıdır. Sıcakların artması halinde, ani ve
yıkıcı iklim değişikliğinin zamanı ve ihtimali
konusunda bilimsel belirsizlik devam etmektedir. Bu
durum, iklimle bağlantılı tahmin edilebilir
hastalıkların artışını önlemek için çeşitli
faaliyetlerin aynı zamanda uygulanmasıyla güçlü ve
etkili bir yumuşak geçiş süreciyle iklimi istikrarlı
hale getirmeye başlamayı acil kılmaktadır. İklim
değişikliğine uyumlu ve yumuşak geçiş için ulusal ve
uluslararası süreçlere tam katılım çok önemlidir.
Tüm kurumlara ve bireylere görev düşmektedir.
Sektörler arası ve sektörler içi işbirliğine özen
gösterilmelidir.
Uzm.Dr.Mehmet ÇALIŞKAN
İl Sağlık Müdürü |